|

* Kemal Unakıtan’ın sitesine girin bir bakın. Çok keyifli bir site. Özellikle “İddialar – Gerçekler” adlı bölüm gerek üslup, gerekse metinsel olarak çok eğlenceli. Daha fazlası için kemalunakitan.com.tr
* Şu anda tam bir bağımlı olmuş durumdayım. Korkulacak bi şey yok, haroyün ya da kukuyin kullanmıyorum. Bağımlılığım bir bilgisayar oyununa. World Of Warcraft’sız bir günüm dahi geçsin istemiyorum. Bu yazıyı yazmak için eve geldiğimden beri bilgisayara yaklaşmadım. Ama bilgisayara yaklaşmayınca yazı da başlayamadı haliyle. Oyunu çok kısaca özetleyeyim: Siz varsınız, sizin bağlı bulunduğunuz bir taraf var (Aynı Karşıyaka’yla Göztepe gibi). Siz karşı taraftakilerin toynaanı skertmeye yemin etmişsiniz. Bu arada karşı tarafa dalmak istemezseniz, bilgisayarın ürettiği düşmanlara yardırabiliyorsunuz. Şimdi önce taraf seçiyorsunuz, sonra da ırk. Mesela cüce olabiliyorsunuz. Tıknaz olabiliyorsunuz, insan olabiliyorsunuz, ayı adam gibi bi şey var, sonracığıma uzun kulaklı Elf diye bi ortam var, onu da olabiliyorsunuz. Tabii ki her şeklin bi özelliği var. Birisi daha güzel yemek pişiriyo, diğeri ev işlerine hakim gibi... Bi de üzerinize kılıç, yelek, kazak, elmas küpe, bilezik filan alabiliyorsunuz. Bi noktada kaynana gibi bir sürü kolye bilezikle oyunda adam kesmeye çalışıyorsunuz. Fon müziğinde de hele hölööö diye müzikler çalıyor... Dünyada 11 milyon aktif kullanıcısı olan bir oyunu bundan kötü anlatabilecek varsa, gelsin anlatsın...
* Oyun demişken Little Big Planet çıktı. Oyun herhalde dünyanın en sevimli oyunu olarak tarihe adını yazdıracak. Tabii ki Neverhood’dan sonra.
* Bu kadar oyun muhabbeti üzerine Fallout’un 3’ün de çıktığını söylemezsem, yanarım. Hem de Hande Yanarım (ühühühü. Bilgisayar oynamaktan beynim fırın sütlaç gibi oldu be. Beyazıt Öztürk’e bağladık, iyişallah köşenin ilerleyen dakikalarında ona buna helyum ikram edip insanları güldürmeye çalışmam.)
* Tayyip “Yeni paket hazırlıyoruz” dedi ya. Aklıma hep başka paketler geliyor. Mesela dünyanın en güzel paketlerinden biri olan Keyra Augustina’nın paketi. Ya da bir Adrina Lima paketi. Açın bakın gagul.kom’u paket neymiş anlarsınız.
* O paketi buldun mu, üzerine hemen limon sıkıp yiyeceksin arkadaş! Ya o değil de gerçekten Unakıtan çıkıp “İşte yeni paketimiz bu!” diye Adrina Lima’nın paketi gösterse bile artık şaşırmayacak bi hale geldik ya, ben ona yanıyorum. Adamlar hitabet sanatını fantastik bir boyuta taşıdılar. Ne deseler oluyor. Daha yeni bir mail geldi, gerçek mi değil mi bilemedim ama ondaki gazete kupürüne göre Unakıtan “İngiltere krize karşı altın rezervini kamuoyuna gösterdi, Türkiye ne yapacak?” sorusuna “Burası parlamento olmasa gösterecek çok şeyimiz var” yanıtını vermiş. Jpeg’lerin yalancısıyım. Peeeeh!
* Ben yine .gif’lerinin hapsindeyim.
* Ulan neden jpeg’in yalancısı olayım diye, o lafı aynen gagul.com’a yazdım. 25 Ekim 2008 tarihinde gazetelerde çıkmış. Ya bu adam bunu nasıl diyebilir? Nasıl bir gevrekliktir? Burası parlamento olmasa neyi gösterecek? Korkuyorum laaan! Ya Malabadi Köprüsü hayvan gibiyse? (bkz. from kasık to diz)
* Pierre Woodman’ın hepinize selamı var. Kendisiyle geçen gün karşılaştık. Yine her zamanki gibiydi. Kel ve istekli.
* Kültür sanat kafası gibi olacak ama Alper Canıgüz’ün yeni romanı “Gizli Ajans” iki haftaya çıkıyor. İçinde ufak bir rolüm var. İlk defa bir romanda oynayacağım için çok şeyim, eeee. Şey, bilmiyorum... “Alper Canıgüz de ne?” diyenlere “Tatlı Rüyalar” ya da “Oğullar ve Rencide Ruhlar” diyorum. Biraz kitap okuyun, insana benzeyin. Güzel insana.
* “Akşamdan hazırladım, baltanın sapı gibi.”
|