Anne adayları hamileyken kendilerini az çok neyin beklediğini bilirler hatta bu duruma kendilerini hazırlarlar ya yetmiyor. Bir kere önce neye uğradığınızı anlayamıyorsunuz. Sonra da yeni düzene ayak uydurabilmek için çaba sarfediyorsunuz. Çok büyük bir çaba, bahsettiğim. E peki uydurabiliyor musunuz diye sorarsanız eli mahkum…
Rüzgar’la en son doğum maceramızda kalmıştık. Peki bugüne kadar nasıl geçti günler bilmek ister misiniz? Bir kere ilk bir ay uykusuzluktan semelemiş bir şekilde ortalarda dolandım durdum. Çünkü benim minik oğlum aklına her estiğinde emmek istiyor, hatta mümkünse 24 saat annesinin koynundan çıkmak istemiyordu. Bu durumda ne yapılır daha doğrusu, biz ne yaptık biliyor musunuz? Emzik verdik, Rüzgar Bey’e… Ben önce karşı çıktım. Hayır benim oğlum emziğe bağımlı kalmayacak, onsuz da mutlu olacak dedim, ama maalesef öyle olmuyormuş. Emzik yaşamımıza girdikten sonra, en azından ben yalancı memelik yapmaktan bir nebze de olsun kurtulmuş oldum. Şu an emzikle ilgili tek ve en büyük problemimiz eğer uykuya dalmadan ağzımızdan düşerse geri uyanıyoruz.
Çevremdeki birçok arkadaşımda aynı konudan şikayetçi, yoksa başka hiçbir sorunumuz yok emzikle. Tıp dünyasında da zaten emzikle ilgili iki karşı görüş var. Birkısım emziğin çocuğun elini yada ağzına götürdüğü başka şeyleri emmesinden daha iyi olduğunu, dil ve damak gelişimini hızlandırdığını söylerken diğer kısım bunun tam tersini savunuyor. Ama iş gerçeklerle yüzleşmeye gelince maalesef ne tıp dünyasının bir kısmını dinleyebiliyorsunuz ne de ütopik hayaller kurabiliyorsunuz.
|