Bu yazıyı okumaya başladıysanız, şanslı insanlar arasındasınız. Kendinize internette bir yazı okuyacak kadar vakit tanıyorsunuz demek ki! Rutin uğraşlarınızdan bir süreliğine uzaklaşıp bilgi edinebileceğiniz bir yazı okumanız bile büyük bir ilerleme!
Her şeyin hızla tüketildiği ve yaşandığı bir çağda yaşıyoruz: Yemeklerimizi fast food restoranlarda yiyoruz, hızlı arabalara, deniz otobüslerine biniyoruz, mesajlaşırken kelimeleri kısaltıyoruz, seksi bile "hızlı" yapıyoruz.
Arada durup, bu hızlı stilin hayatımız, sağlığımız,
cinselliğin üzerinde yarattığı sonuçları düşünen insan sayısı çok az. Son zamanlarda dünyada yeni bir akım var. Yavaşlamamızı, hayatımızı tadını alarak yasamamızı öneren bir akım ve giderek daha fazla müdavim kazanıyor. "Yavaşlamanın Değeri" adlı kitabında yazar Cari Honore hayatı yavaş bir tempoda yaşamanın yararlarım şöyle açıklıyor: "Akıllıca bir tempoda yaşarsanız, hayatınız daha güzel geçecektir. Yavaşlamak her şeyi kaplumbağa hızıyla yapmakla ilgili değil. Yavaşlamak, hayatın iyi taraflarını tadını alarak yaşamaktan ibaret. Hızlı yaşanan bir hayat yüzeyseldir. Acele ettiğinizde, ancak yüzeysel olana ulaşırsınız, olaylar ve insanlar arasındaki bağlantılara değinme fırsatınız olmaz."
Aceleden, kendimizle ulan bağlantımızı bile kaybediyoruz. Her alanda bilgi bombardımanına tutulduğumuz bu dünyada, hiçbir şey yapmama lüksünü ve sanatını unutmuş bulunuyoruz. Düşüncelerimizle yalnız kalmamız artık mümkün olmuyor. Yavaşlayın dediğimizde, ilk etapta üç alanda yavaşlamanızı özellikle istiyoruz:
Seks, yemek ve düşünce.